İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Güller, mayınlar ve robotlar

Aslında Barba ile Kriko’nun içinde yaşadığı dünya bir distopyadan farksız. Savaşların yaşandığı bir dünya için aksini söylemek nasıl mümkün olabilir ki?

Yazan: Nilay Kaya

İnsanoğlu, en az kendi kadar ya da kendinden daha üstün insan dışı varlıklar yaratmaya teşebbüs ettiğinden beri, bu işin sonuçları hiçbir zaman tek taraflı olmamıştır. Kurmaca dünyasında da Doktor Frankenstein’ın yaratığından homonkuluslara, popüler kültürün türlü mecrasında karşımıza çıkan robotlar, yapay zekâlar, androidler ve benzerleri hem daha iyi bir dünyaya katkıda bulunur hem de insanlık için tehlikeli olabilirler. Hepsi “Yıldız Savaşları”nın maskotları R2-D2 ve C-3PO gibi insan dostu çıkmaz. Bazıları da kötü Terminatör kesilir; iş, robotlarla insanların kıran kırana savaşmasına kadar gidebilir. Hikâye nasıl ilerlerse ilerlesin, alt metinde hep insanın dünyayı topyekûn kontrol altına alma güdüsü vardır. Robot ve muadillerinin de biricik görevi bu uğurda insanların hizmetinde olmaktır. 

Robot hikâyelerinin tekrarlanan bir diğer kalıbı da şudur: Robotların insani zaaflara sahip olmaması gerekirken, bir şeyler ters gider ve insanların o bir türlü baş edemediği duygular, onların da başına bela olur. Örneğin, Philip K. Dick’in Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi? adlı romanı empati, hafıza, irade gibi sorunlardan muzdarip androidlerin kol gezdiği, bu türde yazılmış en iddialı örneklerden biridir. Nitekim sinema tarihinin de klasiklerinden birine, Ridley Scott’ın “Bıçak Sırtı”na kaynaklık
etmiştir. Yine bir klasik olan Steven Spielberg imzalı “Yapay Zekâ”da, hurdaya çıkması gerektiği için annesi tarafından terk edilen küçük robot David’in çektiği acılar bizim de içimizi parçalar. 

Deneyimli yazar Miyase Sertbarut’un son romanı İki Robot – Fabrika Hatası’nın robot kahramanları, kesinlikle birer kalbe ve dolayısıyla güçlü hislere sahip olanlardan. Başlıktan da anlaşılacağı üzere bir fabrika hatası sonucunda yanlış görev yerlerine gidiyorlar. Barba ve Kriko adındaki bu iki robottan biri bahçıvanlık, diğeri ise savaşmak için üretilmiş. Savaşçı olan, diğerinin aksine deneyimli ve anı kutusu, hâliyle, gördüğü savaşların üst üste binen kayıtlarıyla dolup taşmış. Bahçıvan ise yeni üretilmiş, ilk kez göreve çıkacak olmanın heyecanı içinde. Ne var ki malum hatayı bir fırsata çevirerek kendisini âdeta manipüle eden deneyimli robot karşısında basireti bağlanıyor ve neticede hür iradesiyle asıl görev yeri olan bahçeye değil, savaşın ortasına gidiyor. Savaşçı robotun ilk fırsatta savaştan kaçmaya çalışması, bahçıvanın ise savaşa gitme kararından çabucak pişman oluşu, romanın henüz başında, iki robotun da mekanik de olsa kocaman bir kalplerinin olduğunun sinyalini veriyor. 

Aslında Barba ile Kriko’nun içinde yaşadığı dünya bir distopyadan farksız. Savaşların yaşandığı bir dünya için aksini söylemek nasıl mümkün olabilir ki? Bir gün içinde bütün sevdiklerini ve hayatlarını kaybedenler, denizden gelen bir hortumun kendilerini başka yerlere götürebileceğine inananlar, kaybedecek hiçbir şeyleri kalmayınca para denkleştirebildikleri takdirde insan kaçakçılarının eline düşüp şişme botlarla denizde yeni bir hayata ya da yeni bir ölüme doğru yol alanlar… Dünyada bunları deneyimleyen insanlar varken, hem de onlar güzelim bahçelerde hayatın tadını çıkaranlardan sayıca hayli üstünlerken distopya, hayalî bir gelecek değil, içinde yaşanılan cehennemin ta kendisidir. Açıkgözlülük ederek kendisi yerine bahçıvan robotu savaşa gönderen savaşçı robot da başkanın yazlık sarayının bahçesinde güllük gülistanlık bir hayat süreceğini düşünürken fena hâlde yanılmaktadır. 

Daha ziyade gül ağacı nasıl budanır, hangi gübre hangi fidana iyi gelir, çekici bir peyzaj tasarımının sırları, organik atıklardan kompost yapma gibi konularda uzman olan Barba, savaş bölgesine geldiğinde daha kendisine verilen ilk görevde çuvallıyor. Toprak altına mayın yerleştirme işini beceremeyeceğinden değil, hemencecik insanlarla duygusal bir bağ kurduğu için. Savaşta bütün ailesini kaybettiği için köpeği Sanjak dışında kimsesi olmayan küçük kız Galina, derhâl Barba’nın arkadaşı oluyor. Barba, bir yandan savaşın ortasında fındık çalılarına nasıl su getireceğinin derdine düşüyor, bir yandan da Galina ve Sanjak’ı korumak için elinden geleni fazlasıyla yapıyor. Kendisine yüklenen bilgi ve yetenek programlarının kapasitesinin önüne geçiyor ve biz onun “mekanik” kalbinin pek çok insanın kalbinden çok daha “organik” olduğunu görüyoruz. 

Miyase Sertbarut, İki Robot – Fabrika Hatası’nda robotları, insanları, hayvanları, onların birbirleriyle ve doğayla kurduğu ilişkileri sürükleyici ve yürek ısıtan bir şekilde işliyor. Tanıdığımız ilk robotlardan sayılabilecek Oz Büyücüsü’nün Teneke Adam’ının kendisi için dilediği gerçek bir kalp, bu hikâyede insan dışı canlılardan esirgenmediği gibi cömertçe dağıtılıyor ve kahramanların başlıca silahı oluyor. 

İki Robot – Fabrika Hatası
Miyase Sertbarut
Resimleyen: Gökçe Yavaş Önal
Editör: Burhan Düzçay
Tudem Yayınları, 96 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.