İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Raoul Taburin bisiklet süremiyor!

Bazen bir şeyin nasıl “yapılamayacağını” çok iyi bilmek -hatta başarısızlığı defalarca tecrübe etmek- bize, o işin en iyi nasıl yapılabileceğini öğretebilir. Taburin’in başına gelen de tam olarak bu.

Yazan: Deniz Poyraz

Raoul Taburin, geçtiğimiz Ağustos ayında yaşamını yitiren karikatür sanatçısı Jean-Jacques Sempé’nin eseri. Damla Kellecioğlu’nun Türkçeleştirdiği çalışma, Desen Yayınları etiketiyle bir süredir raflarda. Sempé, ülkemizde daha çok Pıtırcık kitaplarının ve yine Desen Yayınları etiketiyle yayımlanan Diğer Şeyler dizisinin yazarı/çizeri olarak tanınıyor. 

Sempé’nin yaşantısını tek kalemde özetlemek elbette zor. Fakat 50’li yılların ortalarından itibaren yükselen kariyeri boyunca Marcellin Caillou (namıdiğer Elma Surat), Martin Pebble gibi kültleşmiş karakterlere can verdiğini söyleyebiliriz. Jean-Jacques Sempé, uzun ve verimli mesleki yaşamı boyunca Match, Punch, L’Express, Pilote, New York Times ve New Yorker gibi uluslararası ölçekte tanınan gazete ve dergilerde çizerlik yaptı. Paris, Münih, New York, Londra, Salzburg gibi ülkelerde kişisel resim sergileri açtı. Usta sanatçı artık aramızda olmasa bile onun ince esprilerle ve zekâ dolu bir kinayeyle yüklü çizgileri, dünyanın her yerinden sayısız sanatçıya ilham vermeye devam ediyor.

Gelelim bisiklet ustası Mösyö Raoul Taburin’e… Vites değiştirme, kalpiye pedal, bilyeli rulman, dişli, şambrel gibi konulara hâkim biri varsa o da Saint-Ceron kasabasının ünlü bisikletçisi Raoul Taburin’dir. Ömrünü adadığı mesleğinin en önemli sırrı, her türden iki tekerli motorsuz taşıta yaptığı ince ayar ve nazik müdahaleler… Anlayacağınız, Raoul Taburin’in elinden gelmeyen şey yok. Saint-Ceron kasabasında öyle bir ünü var ki artık kasaba sakinleri bisiklete “taburin” diyorlar. Fakat Taburin, kendine atfedilen şöhrete uygun bir yaşam süremiyor. “Görünüşü ve asıl varlığı arasındaki yük dağılımının eşitsizliği, gerçekte tutarlı bu yaradılışın dengesini bozuyordu,” diye yazıyor Sempé ve Taburin’in büyük sırrını veriyor okura: “Taburin, bisiklete binmeyi bilmiyordu…”

Her ne kadar çocukluğunda, herkes gibi üç tekerlekli bisikletin hakkını verebilse de iki tekerleğe geçtiğinde işler sarpa sarmış Taburin için. Merkezkaç kuvveti, yerçekimi ve ivme denen “gizemli kuvvetler” üzerinde hâkimiyet kurma konusunda büyük zorluklarla karşılaşmış. Peki nasıl oluyor da bisiklet kullanmayı bilmeyen biri, kasabaya nam salmış bir bisiklet tamircisine dönüşebiliyor? Bu sorunun cevabı Sempé’nin, en sıradan görünen bir meseleye şöyle bir bakıp, oradaki zarif absürtlükleri kolaylıkla ayıklayabilmedeki ince ustalığında gizli.

Velhasıl, bazen bir şeyin nasıl “yapılamayacağını” çok iyi bilmek -hatta başarısızlığı defalarca tecrübe etmek- bize, o işin en iyi nasıl yapılabileceğini öğretebilir. Taburin’in başına gelen de tam olarak bu. Kendisi bir “bisikletten düşme sanatçısı” olarak, mekanik sanatına fena hâlde hâkim olabilmiş biri. Seleden bilyeli rulmana, gidondan tekerleğe bisikletin tüm parçalarını bir bilim dalıyla uğraşır gibi disiplinle ve kararlılıkla çalışınca, ortaya böyle bir deha çıkmış. Yanına çırak girdiği bir bisikletçide, mesleğin hakkını teslim edecek yetkinliğe ulaşıyor ve koskoca dükkân artık Taburin’e emanet!

Taburin oldukça komik ve eğlenceli bir karakter. Gülmeyi ve en çok da güldürmeyi seven, temiz kalpli biri. Baştan ayağa kaprissiz, saf ve dost canlısı bir adam. Oysa bu dostane kimlik, sosyal
hayatında bazı sorunlara yol açıyor. Herkesin bildiği ama üzerine konuşmak istemediği şu konu… Komik insanlar açıkça dışlanmasalar da duygusal ilişkilerde yeterince kabul göremezler, ön plana çıkamazlar. Onlara sanki hep neşeli olmaları gerekirmiş gibi muamele edilir ve dertleri, sıkıntıları kolayca yok sayılır; besledikleri derin sevgiler veya gizliden gizliye yaşadıkları büyük aşklar pek ciddiye alınmaz. İnsanlar, sizi “görmeye alıştıkları biçimde” göremezlerse eğer, siz daha n’olduğunu anlamadan yanınızdan uzaklaşabilirler.

Hayat bazen bir bisiklet tamircisine, genç kadınların, Campionissimo marka viteslerden bile çok daha karmaşık olduğunu öğretir. Kasabaya yeni taşınan bir yabancı, farkında olmadan ve zamansız biçimde, sizi en derin korkularınızla yüzleşmeye sürükleyebilir. Onlarca yıl sıkı sıkıya sarıldığınız katı prensipleriniz birer birer yumuşarken, doğru bildiğiniz yanlışlar en çılgın ama en güzel hakikatiniz olabilir. İddiasız gibi görünen yaşantınız kontrolden çıkıverir ve bir bakmışsınız, kendi yaşamınızın tüm dünya ile aynı anda ve en ön sıradan seyircisi oluvermişsiniz.

Jean-Jacques Sempé, yarattığı Raoul Taburin karakteriyle hayatı, insan varoluşunun en saf noktasından okumayı başarıyor yine. Sanatçının kusursuz çizgileri hikâyeye eşlik ediyor. İnsan
olmaktaki tuhaflığımızı, güzelliğimizi; bir türlü dile gelmeyen karmaşık ve zor pek çok meseleyi birkaç çizgiyle önümüze seren Sempé’yi çok ama çok özleyeceğiz… 

Raoul Taburin
Jean-Jacques Sempé
Türkçeleştiren: Damla Kellecioğlu
Editör: Ümit Mutlu
Desen Yayınları, 104 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.